Günün son dersinin sonuna gelinmişti. Öğrenciler çıkmak için sabırsızlanıyordu. Defter ve kitaplarını çantalarına koydular. Zil çalar çalmaz, dışarı çıkmak için hazırdılar.Yalnız, Ali hazırlanmamıştı. Gecikmek için de elinden geleni yapıyordu.
Günün son dersinin sonuna gelinmişti. Öğrenciler çıkmak için sabırsızlanıyordu. Defter ve kitaplarını çantalarına koydular. Zil çalar çalmaz, dışarı çıkmak için hazırdılar.Yalnız, Ali hazırlanmamıştı. Gecikmek için de elinden geleni yapıyordu.
Okuldaki ikinci ayımda, hocamız test sorularını dağıttı. Ben okulun en iyi ögrencilerinden biriydim. Son soruya kadar soluk almadan geldim ve orada çakıldım kaldım.
Üniversiteyi bu yıl kazanmıştı. Okuyacak, öğretmen olacaktı. Anadolu’nun bağrından kopup, okumak için İstanbul’a gelmişti. İstanbul, büyük şehir. İnsan nokta gibi kalıyordu burada.
Ya çocuğumuz:
- “Müslüman ne demek?” diye sorarsa?
- Müslüman, Allah’ın emirlerine teslim olmuş kimse demektir. Zaten bu da Kur’an’la sabittir.
- Kur’an’da sadece Allah’ın emirleri mi var?
- Tabi ki evladım. Kur’an bizim hayat nizamımız. O, ne derse, o olur.
Gerçekten Kur’an ne derse, o mu oluyor? İşte ben bu sorunun cevabını merak ediyorum.
Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde: " Nefsimi Yed-i kudretinde tutan Allah’a yemin ederim ki iman etmedikçe Cennete giremezsiniz. Ve birbirinizi sevmedikçe de Kâmil Mü’min olamazsınız." buyuruyor.
Mona Roza, siyah güller, ak güller
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Ah, senin yüzünden kana batacak
Mona Roza, siyah güller, ak güller
Hizan'da ısrarlı bir güneş
zaman kıvranıyor yörüngesinde
dal uçlarından şualar sızıyor
gece direnemiyor güneşe
veciz gülüş kırıp atıyor kelepçeleri
tebessüm kelepçelere galip